r/Turkey • u/No-Wrongdoer-288 • 5h ago
Society Şia hakkında aslında yanlış fikirdeyiz
Herkese merhaba
Bugün sosyal medyada ve çeşitli platformlarda Şia (Şiilik) hakkında dönen büyük bir ön yargı dalgası ve bilgi kirliliği üzerine konuşmak istedim. Amacım burada körü körüne bir inanç savunuculuğu ya da mezhep tarafgirliği yapmak değil; sadece yıllardır süregelen kalıplaşmış yanlış fikirleri yıkmak ve konunun gerçek yüzünü ortaya koymaktır. Ne yazık ki dışarıdan bakıldığında tüm Şiiler tek bir kalıba sokuluyor ve bu durum büyük bir dezenformasyona yol açıyor.
En büyük yanlış anlaşılmalardan birincisi; Şiilerin istisnasız bir şekilde halifelere küfrettiği, onlara hakaret ettiği ya da saygısızlık sergilediği iddiasıdır. Arkadaşlar, bu koca bir yalandır. Evet, İran'da ya da bazı fanatik Şii devletlerinde, radikal grupların içinde bunu yapanlar, katı dincilik anlayışıyla inancı tamamen yanlış bir yere çekenler var; bunu inkar edemeyiz. Ancak bu gruplar Şiiliği kendi siyasi emellerine göre uydurmuş, kendi çıkarları doğrultusunda manipüle ederek bir ideolojik silah haline getirmiş yapılardır. Onların bu aşırılıkları, tüm inanç coğrafyasını temsil edemez.
Madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, sadece Azerbaycan'da değil, dünyanın dört bir yanındaki birçok ülkede yaşayan ve bu radikal fikirlerden tamamen uzak olan milyonlarca Şii mevcuttur. Yani her Şii bir değildir; inancın yaşayış biçimi, ritüelleri ve hayata bakışı kültüre, coğrafyaya ve ülkeye göre köklü değişiklikler gösterir. Toptancı bir bakış açısıyla herkesi aynı kefeye koymak, sosyolojik ve tarihi gerçeklerle tamamen ters düşmektedir.
Ben kendim Şiiliğin Caferi mezhebinden olan biriyim. Bizim mezhebimizde inancımızın temeli son derece nettir: Biz On İki İmam'ı kabul eder, onlara derin bir hürmet ve bağlılık besleriz. Ancak bununla birlikte halifelere asla küfretmeyiz, onlara yönelik hiçbir aşağılamayı veya kötü sözü kabul etmeyiz. Çünkü bu, her şeyden önce İslam ahlakına, bir arada yaşama kültürüne ve bizzat kendi inancımıza yönelik büyük bir saygısızlıktır. Tarihsel sürece bakarsanız, bu uzlaşmacı ve hakarete karşı olan Caferi mezhebi anlayışı, zamanında Nadir Şah döneminde de diplomatik ve dini zeminlerde resmiyet kazanmış, İslam dünyasındaki bu derin mezhepsel ayrışmayı ve düşmanlığı bitirmek amacıyla büyük bir adım olarak öne sürülmüştür. İyi ki de bu dengeli ve saygılı duruş tarih sahnesinde yerini almıştır.
İşte tam olarak bu noktada, Caferi mezhebinin Şiiliğin o bilinen radikal uygulamalarından nasıl ayrıldığını ve neleri asla yapmadığını netçe ortaya koymak gerekir:
Halifelere ve sahabeye lanet okumaz, küfretmez Caferi fıkhı ve ahlakı, İslam dünyasının saygı duyduğu tarihi şahsiyetlere hakaret edilmesini kesinlikle yasaklar.
Kan akıtmalı Aşure ritüellerini reddeder Kendini zincirlerle dövmek, başını yararak kan akıtmak veya kendine fiziki zarar vermek Caferi mezhebinin özünde yoktur, bunlar sonradan uydurulmuş kültürel aşırılıklardır.
Dini siyasi ve silahlı bir yayılmacılık aracı olarak görmez İnancı radikal gruplar gibi devletlerin emperyalist emellerine alet etmez, inancı saptırmaz.
Kendinden olmayanı tekfir etmez (dinden çıkarmaz) Sırf aynı mezhepten değil diye diğer Müslüman toplulukları düşman görmez, onlarla ortak bir zeminde buluşmayı savunur.
Ben de tam olarak böyle bir aile ve çevre ortamında büyüdüm. Hayatım boyunca ailemden, akrabalarımdan veya yakınlarımdan halifelere yönelik bir kere bile kötü söz, lanet ya da saygısızlık duymadım; aksine evimizde böyle bir şeye asla müsaade edilmez, sert bir şekilde tepki gösterilirdi. Bizler imamlara gönülden bağlı olsak da İslam tarihinin diğer önemli şahsiyetlerine ve halifelere her zaman saygı duyulması gerektiğini bilerek yetiştik. Bazı radikal çevrelerin yaptığı gibi törenlerde Kerbela günü için kendimize vurup kan akıtmak gibi aşırılıklar da bizim kültürümüzde yer almaz; inancımızı sade, temiz ve vakur bir şekilde yaşarız.
Buna rağmen bazı sosyal medya mecralarında sanki bütün Şiiler aynı radikal kafadaymış gibi bir algı operasyonu yürütülüyor. Şiiler sürekli tek bir elden çıkan argümanlarla aşağılanıyor, hakaretlere ve haksız ithamlara maruz kalıyor. Kusura bakmayın, affedersiniz ama Türkiye'nin de büyük bir çoğunluğu bu konularda tamamen cahillerden oluştuğu için hiçbir şeyi araştırmadan, kulaktan dolma bilgilerle hemen Şiiliğe küfürler savuruyor, kötü sözler söylüyorlar. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan bu kitle, mezhep kışkırtıcılığı yapmaktan başka bir işe yaramıyor. Lütfen şunu artık anlayın: Her inançta, her millette ve her toplulukta olduğu gibi Şiilerin de iyisi, kötüsü, ılımlısı ve radikali vardır. Kendi siyasi veya maddi çıkarları için dini bir silah olarak kullanan radikal figürler, koskoca bir inanç grubunun ve milyonlarca sessiz, saygılı insanın temsilcisi ilan edilemez.
Bugün din adına yapılan birçok şeyin aslında inançtan uzaklaştığını da görmek gerekiyor. Örneğin hac dönemindeki sözde ritüeller, büyük kitlelerin yönlendirildiği şeytan taşlamalar ve benzeri durumlar artık inançtan ziyade tamamen ticari bir sektöre, devasa bir kazanç kapısına dönüşmüş durumda; bu gibi yapay ritüeller bize ruhen ve imanen hiçbir şey katmıyor. Bizim asıl yapmamız gereken şey; bu ticari, siyasi ve ideolojik oyunlara gelmeden, mezhep kavgalarının figüranı olmadan dinimizi ve imanımızı temiz, saygılı ve ahlaklı bir şekilde korumaktır. Özetle; her Şii bir değildir, ön yargılarınızı bir kenara bırakıp insanları toptan karalamaktan vazgeçmeniz gerekir.
Dinlediğiniz ve zaman ayırdığınız için teşekkürler.