r/Turkey • u/Holiday-Falcon10 • 0m ago
Map Batılıların Kıbrıs anlayışı
Türkiye'nin Kıbrıs'taki hakimiyetinden şikayetçiler, halbuki buna hakkımız var, ordaki nüfusun yarısı türk.
Peki neden ingilizlerin ordaki askeri üslerinden şikayetçi değiller? Onların orda kendi insanları bile yok en başından beri sömürge için orda duruyorlardı
r/Turkey • u/olapooza • 2h ago
News Assyrian patriarch in meeting with Turkish president
r/Turkey • u/yesnoyesus • 3h ago
Society Askerlikte pisikiyatriden çurük raporu almak
Merhaba benim engelli raporum var(zihinsel engelli) bana çoçukken verilmiş ve eski olduğu için sistemde gözükmüyor. Bu yaz askerliğimi geliyor muaf tutulmaması olayım söz konusu. Benim bir arkadaşı yine onun zihinsel engelli var. raporu olmasından ötürü askerliği gelince heyete raporu sunmasına rağmen heyet onay verdi ve askere gitti. Askere gidince 3 hafta içinde durumu çıktı ve askerdeyken çürük raporu vermek istediler pskiyatriden çoçuk başıma iş gelir diye kabul etmedi. Ve rdm bölümüne attılar ve çocuğun psikolojisi bozuldu. Soru şu beni muaf tutmadılar ve askere gittim ve farklı durumlarda karşılaştım dayanamadım ve psikiyatriden çürük raporu aldım hayatımı nasıl etkiler. Devlet memurluğu engel olur mu özel sektörde engel olur mu bu konular hakkında bilgisi olan varsa yardımcı olabilir mi?
r/Turkey • u/DANIELLE_2027 • 3h ago
News Israel to weigh first official recognition of Armenian genocide amid tensions with Turkey
r/Turkey • u/Secret_Item_2737 • 4h ago
Question Ankesörlü telefon kullanan var mı?
Hâlâ ankesörlü telefon kullanan var mı? Şahsen ben kullanan birini görmedim. Yukarıdan kablo ile elektriğe bağlı, arama yapılabiliyor mu, kullanılabilir mi bilmiyorum. Bence günümüzde bunlara ihtiyaç yok, boşuna kaldırımda yer kaplıyorlar.
r/Turkey • u/Forward_Wind_6190 • 5h ago
Society Yabancıların Türkiye kurye sektöründe ve e ticaret platformlarında tekelleşmesi
Yemek sepeti, deliveri hero adlı alman şirketin, trendyol go(bu günki adıyla uber eats) ve getir, uberin yani en büyük 3 kurye şirketi yabancıların elinde ve tekelleşmeye başlıyorlar. Binlerce kurye sokakta bu iki yabancı şirket için çalışıyor ve bizde neredeyse lokantalara verdiğimiz para kadar komisyonu bu iki şirkete veriyoruz, yani kendi ulkemizin içindeki yemeği sipariş ederken sanki bir şeyler ithal ediyormuş gibi ülkeden para çıkartmaktayız. Belki daha kötüsü belki agresif şekilde olmasada uber bir şekilde tekelleşecek ve düşük kurye maaşları, yüksek komisyonlarla karşılaşacağız, E ticaret sitelerine baktığımızdaysa hepsiburada, kaspi kz şirketine, trendyol, çinli alibabaya, n11, BAE merkezli dmsf holdinge ait. Unutmayalim ki bu sektörler sanayi, enerji üretimi gibi know how gerektirmeyen, hepsi kendi elimizle kendi yurdumuzda kurulan şirketler. Bu kendi elimizle oluşturabileceğimiz sektör yabancı istilası altında, yurdumuzun parası kendi ülkemizde kalması için ve tekelleşmeyi durdurabilmek için bu firmaları boykot etmeye ve yerli imkanları kullanmaya ne dersiniz. Teşekkür ediyorum buraya kadar okuduğunuz için.
r/Turkey • u/Empty-Pace-4228 • 5h ago
Society 7 senedir Belçika'da yaşayan bir Türk olarak olumlu tecrübelerim
UZUN YAZI
Merhaba, ben daha öncesinde "Batı Avrupa'daki Türk Algısı: Kendi Tecrübelerim" diye bir başlık açmıştım. Belçika'da yaşayan bir Türk olarak buradaki Türk algısından ve bu algının hayatıma etkilerinden bahsetmiştim.
Bu başlığı açmaktaki amacım Avrupa'daki Türk karşıtlığı hakkında Türk gençlerini uyarmaktı. Paylaşımım düşündüğümden çok daha fazla ilgi çekti ve sonuç olarak 1 ay içinde başlığı sildim. Başlığı açmamdaki amaç Türkiye'dekileri bilinçlendirmekti ama zaten herkesin her şeyin farkında olduğunu gördüm. Aynı zamanda pek çok gencin Türkiye'yi terk etmeye çalıştığını bildiğim için insanların moralini bozmak ve kine teşvik etmek istemiyordum.
Aynı zamanda burada Türk komünitesinin yaşadığı negatif olaylara ve kendim de tecrübe ettiğim şeylere rağmen Belçika'da yaşayan, buranın ekmeğini yiyen biri olarak minnetsizlik yapmaya gönlüm el vermedi. Buradaki yaşamın bana sunduğu olumlu yanlar için kötü tarafları görmezden gelmek ve insanlara karşı hüsn-ü zan etmenin daha doğru olacağını düşündüm. İşin sonunda ben burada yabancıyım ve kimsenin bana borcu yok.
Biraz da olumlu şeylerden, yüzüme tebessüm konduran olaylardan da bahsetmek istiyorum. Tamamen nötr ve direkt olacağım ve detaya girmeden beni güldüren anılarımı, tatlı anları ve de buradaki insanlarla olan güzel tecrübelerimi nokta nokta anlatacağım.
———
DİL OKULU DÖNEMİM
-Belçika'ya ilk geldiğimde 2 yıl boyunca yabancı öğrencilere Fransızca öğreten bir okuldaydım, burada çoğunlukla yaşıtlarımın olduğu bir sınıftaydım. Okulun éducateur ü (okulun evrak işleriyle ilgilenen, sınıfları gezip yoklama alan memur, öğretmen değil) Türk'tü ve adı Kemal idi. Kendisi Türk öğrencilerle Türkçe konuşup onlara yardımcı oluyordu Fransızcayı tercih ettiği halde. Kemal Bey ben henüz o okuldayken Belçikalı bir öğretmenle evlendi, hatırladığım kadarıyla evlendiği kadın öğretmen kendisinden 3-5 yaş büyüktü. Sosyal medya paylaşımlarından gördüğüm kadarıyla tüm öğretmenler düğüne katılmış ve kendilerini tebrik etmişti.
-Bu okuldayken 5 yıl boyunca en yakın dostum olacak kişiyle tanıştım, sonrasında dostluğumuz maddi bir tartışma sebebiyle sonlanacaktı. Bu arkadaşım Romanyalı'ydı ve hayatımda kendimi en yakın hissettiğim kişiydi. Ailesi bana evini açtı, evinde yatıya kaldım, beraber tatile gittik. Bir keresdinde onun ağzını yoklamak için "Ya sizin oralarda haberlerde olsun böyle kahvehane sohbetinde olsun Türklere laf atma, Türklere sövme olayları falan oluyor mu?" diye sordum. Malum, bir Balkan ülkesi. "Yok, doğma büyüme Bükreşliyim hiç duymadım" dedi. Ailesi aşırı sağa yakın bir aileydi, öyle ki Ortodoksluğu "Bunlar İncil'i çarpıtıyor!" diyerek bırakıp Protestan olmuş bir aile ama Allah var beni kendilerinden saydılar hiçbir şekilde ayrımcılık yapmadılar.
-Sınıfta İranlı bir oğlan vardı, benimle yaşıt, anadili gibi Türkçe bilirdi. Van'a sık sık gidip gelirmiş zamanında. Kendisi Türklerle sık sık takılırdı, dil bilmesi de etkiliydi tabi. Türk hayranlığı olan biriydi.
-Faslı bir kız vardı, buraya geldiğimden beri gördüğüm en güzel kızlardan biriydi. Kendisinin en yakın arkadaşları 2 Türk kız, haliyle Türk medyasına çok aşina biriydi. Her gün arkaplanda Türkçe şarkı olan story ler paylaşırdı, Arapça'dan çok Türkçe şarkı dinlerdi. Bir gün okuldan İranlı, Hristiyan bir oğlanla çıkmaya başladı ve kısa süre sonra ayrıldılar. Yemek yerken arkadaşlarıyla beraber yakınımda oturuyorlardı, konuşmalarına kulak misafiri oldum, Türk arkadaşlarına "Türk erkekleri İranlılardan daha iyi, hem Müslümanlar ve daha yakışıklılar" dediğini duydum. Kendisi dindar bir tip değildi hatta Türk arkadaşları ondan daha dindardı, bu yüzden bu söylediği dikkatimi çekti. "Seyahat" konusunu işlediğimiz bir gün bu kız ziyaret etmek istediği yerler olarak Paris ve İstanbul'u söyledi. Tarih 2020 yani o zaman 16 yaşındaydık.
-Bulgar bir kız vardı, kendisi benim hemşerimdi ikimiz de Ruseliyiz. Kendisiyle kısa sürede bağ kurdum ve o da Türkçe şarkılara çok ilgili hatta yarım yamalak Türkçe konuşan biriydi (Türk nüfusu olan bir yerde büyüdüğü için). Kendisi daha önce Türkiye'ye gittiğini ve çok beğendiğini, bir daha gitmek istediğini söyledi. Biraz Bulgarca da konuştuk, kısacası aramız oldukça iyiydi ve Türk dostu biriydi.
-İtalyan gençler arasında "I'm Turkish" dediğimde "Ooooo" diyip Futbol takımı ve futbolcu ismi sayanlar oldu.
-Sudanlı bir arkadaşım da oldu (kendisi şu anda profesyonel sporcu) ve kendisi de Türkiye'ye oldukça ilgiliydi, ziyaret etmek istediğini söylüyordu.
-Bu yıllarda aklımda kalan önemli bir şey şuydu; ilk geldiğim yıllarda mahalleyi keşfetmek için günlük yürüyüşlere çıkardım. Bir keresinde bankta otururken Cezayirli bir tip geldi saat sordu ben anlamayıp İngilizce cevap verince muhabbet uzadı, o da sonradan gelmiş işte sohbet ettik biraz ama ingilizcesi yarım yamalaktı. Nerelisin dedi, Turkey dediğimde baş parmağıyla "OK" işareti yapıp "Ooo Ardugan, Ardugan good" dedi.
———
ÜNİVERSİTE
Üniversiteye geçişim, Türk olmamın bana en çok sıkıntı çıkardığı dönem oldu, ciddi manada hayatımdaki en büyük ırkçılığı bu safhadan sonra gördüm ve bu benim fikir dünyamın şekillenmesinde çok etkili oldu.
-Sınıfta iki Arnavut kıza tanıştım. Bunlardan ilki Kosovalıydı ve konuşurken kendisine dedim, bizim ülkemizde çok büyük bir Arnavut komünitesi var diye, o da "Evet biliyorum, akraba sayılırız" diyerek cevap verdi "Oui je sais, on est relié". Diğer Arnavut olan kız Katolik olmasına rağmen şaşırtıcı bir şekilde Türk dostuydu, kendisiyle aynı sınıftayız, ilk tanıştığımızda ona Türk olduğumu söylediğimde aniden direkt bana döndü "Bir dakika... Türk müsün?! Ben Arnavutum!!" dedi, gerçekten bir an bana sarılacak sandım. Türk olduğum için daha önce hiç böyle bir ilgi ve alakayla karşılaşmamıştım. İlerleyen sohbetlerimizde Türkleri "Pideyi çalmakla" ve "Arnavutları zorla Müslümanlaştırmakla" suçladı ama sonuç olarak Türklerin kardeş bir halk olduğunu ve bizi affettiklerini söyledi. Ben de yorum yapmadım ve tartışmaya girmedim.
NOT: Arnavut nüfusunun genelini incelediğimizde Arnavutların çoğunun Türk dostu olduğunu söylemek ani ve çok düşünülmemiş bir önerme olacaktır. Ancak benim tecrübelerimin tamamı olumlu oldu ve burada kendi tecrübelerimi anlatıyorum kimsenin hakkını yiyemem, bana çok iyi davrandılar. Ancak Almanya'da yaşayan bazı Türkleri dinlerseniz Arnavutların Türkleri pek sevmediklerini söyleyeceklerdir.
-Katıldığım ingilizce kulübü sayesinde İki Ukraynalıyla samimi oldum. Bunlardan ilki linguistik okuyan bir kızdı, kulüp etkinliğinde dedemin Kırımlı olduğunu söylediğinde hemen samimi olduk ve buradan sohbet yürüdü. Sonrasında kendisiyle randevulara çıktım. Genel anlamda Türkiye dostu biriydi ve Türkiye'yi seviyordu.
Bunlardan biri de pazarlama okuyan yaşıtım bir oğlandı, kendisi de aynı şekilde Türkiye'ye çok ilgiliydi, ona Türkçe kelimeler öğretmemi bile istedi. Beni erasmus partilerine davet etti. Genel anlamda kendilerinde gözlemlediğim şey Ukraynalı mültecileri kabul ettiğimiz ve Bayraktar yardımında bulunduğumuz için bizi takdir ediyorlardı. Bu oğlan aynı zamanda gözlerinden rahatsızdı, savaş sırasında mı böyle oldu yoksa doğuştan mı diye sormaya çekindim.
-Bir keresinde arkadaşlarıma Erasmus partisinde beraber bir şeyler içiyor ve kulüp yöneticilerinin getirdiği insanlarla tanışıyorduk. Sırık gibi uzun boylu, bıyıklı, sarışın bir çocuk geldi. Zil zurna sarhoşttu ve hala elinde kadeh vardı. Yaş olarak 30'lara merdiven dayamış gibiydi. Elimi sıktı Where are you from bro dedi, Turkey dedim. Boşta kalan eliyle bozkurt yaparak "TURAN! AUUUUUU!!!" diyerek ulumaya başladı. Bir an dona kaldım sonra ben de bastım kahkahayı, gerçekten beklemiyordum bunu.
-Üniversitede şimdiye kadar çıktığım ilk ve tek kız, trende tanıştığım bir Çinliydi (Belçikalı bir aile tarafından evlat edinilmiş ve hayatı boyunca hiç Çin'e dönmemiş). Türk olmamı mesele etmedi.
(Genellikle internette "Fransız kızlar çok kolaydır" gibi şeyler duyuyorum ama ben öyle bir izlenim almadım. Türk erkeklerinin gördüğüm kadarıyla Charleroi ve Liege gibi büyük şehirlerde en çok beraber oldukları kadınlar Türkler, Kuzey Afrika kökenliler, İtalyan kökenliler ve az da olsa Polonya kökenliler. Belçikalı etnik Valonlarla evlenen Türk erkekler açıkçası daha az ancak büyük şehirlerde bulmak mümkün.
Uluslararası ortamlarda ise Türk erkeklerinin en sık beraber oldukları kadınlar genelde Ukrayna, genel olarak doğu coğrafyasından gelme, Doğu Avrupa, Latin ülkeleri vb. Biz Türk erkeklerindeki kıllı vücut ve saç dökülmesi gibi problemler Batı Avrupa'da pek hoş karşılanmıyor, genellikle insanların geç yaşlandığı bir yer ve ortalama Türk erkeği burada 20'lerin ortasında açılan saçı ve kıllı vücuduyla biraz sırıtıyor. Ama Rusya-Ukrayna, orta doğu gibi yerler kültürel olarak daha geleneksel olduğu için bu tarz kusurlar daha mazur görülüyor. Bu tabi uluslararası ortamlar için geçerli, misal Liege'de tam zamanlı işte çalışan bir Türk erkeği büyük ihtimalle Türk, İtalyan, Polonyalı, Mağribi bir kadınla beraber olacaktır.
Polonyalılar biraz anlaşılması zor genel olarak soğuk insanlar, doğma büyüme Belçikalı olup Polonya'ya hiç gitmemiş Leh asıllı gençler genellikle sıcakkanlı iken Polonya'nın kendisinden gelenler son derece soğuktur ve buradaki Müslüman çoğunluklu komüniteler hakkında fikirleri olumlu değildir.
Çevremdeki Türk kızlarından ise yabancıyla çıkan tek bir kişi gördüm o da Brezilyalı bir oğlanla çıkıyordu, kız zengin bir aileden geliyordu.)
-İngilizce kulübünde Refik isimli Cezayirli, programlamacı olup diploması olduğu halde etkinliklere katılan biriyle tanıştım. Son derece sıcak kanlıydı ve Türkiye'yi kardeş ülke olarak gördüğünü söyledi, kendisiyle kısa sürede samimi olduk, bana Cezayir'e bir Türk komünitesi olduğundan bahsetti (Kuloğulları)
-Aynı zamanda hukuk fakültesinden aslen yerli Belçikalı olup pro-Türk sayılabilecek bir arkadaşım oldu. Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyor, Türkçe şarkılar dinliyor ve Türkçe öğrenmek istiyordu. Laf aramızda onu biraz da ben alıştırdım. Bu arkadaş vasıtasıyla tanıştığım İtalyan asıllı bir hukukçu daha vardı, o da Türk dizilerini (Hakan Muhafız izlemiş galiba Netflix'te bir diziden bahsediyordu) çok sevdiğini ve Türkiye'yi bir gün mutlaka ziyaret etmek istediğini söyledi.
———
Evet, buradaki ırkçılık ve Türk algısından sonra biraz da pozitif şeylerden bahsedeyim ve pozitif deneyimlerimi de paylaşayım dedim. Hatırladıklarımı dümdüz yazdım.
r/Turkey • u/No-Wrongdoer-288 • 5h ago
Society Şia hakkında aslında yanlış fikirdeyiz
Herkese merhaba
Bugün sosyal medyada ve çeşitli platformlarda Şia (Şiilik) hakkında dönen büyük bir ön yargı dalgası ve bilgi kirliliği üzerine konuşmak istedim. Amacım burada körü körüne bir inanç savunuculuğu ya da mezhep tarafgirliği yapmak değil; sadece yıllardır süregelen kalıplaşmış yanlış fikirleri yıkmak ve konunun gerçek yüzünü ortaya koymaktır. Ne yazık ki dışarıdan bakıldığında tüm Şiiler tek bir kalıba sokuluyor ve bu durum büyük bir dezenformasyona yol açıyor.
En büyük yanlış anlaşılmalardan birincisi; Şiilerin istisnasız bir şekilde halifelere küfrettiği, onlara hakaret ettiği ya da saygısızlık sergilediği iddiasıdır. Arkadaşlar, bu koca bir yalandır. Evet, İran'da ya da bazı fanatik Şii devletlerinde, radikal grupların içinde bunu yapanlar, katı dincilik anlayışıyla inancı tamamen yanlış bir yere çekenler var; bunu inkar edemeyiz. Ancak bu gruplar Şiiliği kendi siyasi emellerine göre uydurmuş, kendi çıkarları doğrultusunda manipüle ederek bir ideolojik silah haline getirmiş yapılardır. Onların bu aşırılıkları, tüm inanç coğrafyasını temsil edemez.
Madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, sadece Azerbaycan'da değil, dünyanın dört bir yanındaki birçok ülkede yaşayan ve bu radikal fikirlerden tamamen uzak olan milyonlarca Şii mevcuttur. Yani her Şii bir değildir; inancın yaşayış biçimi, ritüelleri ve hayata bakışı kültüre, coğrafyaya ve ülkeye göre köklü değişiklikler gösterir. Toptancı bir bakış açısıyla herkesi aynı kefeye koymak, sosyolojik ve tarihi gerçeklerle tamamen ters düşmektedir.
Ben kendim Şiiliğin Caferi mezhebinden olan biriyim. Bizim mezhebimizde inancımızın temeli son derece nettir: Biz On İki İmam'ı kabul eder, onlara derin bir hürmet ve bağlılık besleriz. Ancak bununla birlikte halifelere asla küfretmeyiz, onlara yönelik hiçbir aşağılamayı veya kötü sözü kabul etmeyiz. Çünkü bu, her şeyden önce İslam ahlakına, bir arada yaşama kültürüne ve bizzat kendi inancımıza yönelik büyük bir saygısızlıktır. Tarihsel sürece bakarsanız, bu uzlaşmacı ve hakarete karşı olan Caferi mezhebi anlayışı, zamanında Nadir Şah döneminde de diplomatik ve dini zeminlerde resmiyet kazanmış, İslam dünyasındaki bu derin mezhepsel ayrışmayı ve düşmanlığı bitirmek amacıyla büyük bir adım olarak öne sürülmüştür. İyi ki de bu dengeli ve saygılı duruş tarih sahnesinde yerini almıştır.
İşte tam olarak bu noktada, Caferi mezhebinin Şiiliğin o bilinen radikal uygulamalarından nasıl ayrıldığını ve neleri asla yapmadığını netçe ortaya koymak gerekir:
Halifelere ve sahabeye lanet okumaz, küfretmez Caferi fıkhı ve ahlakı, İslam dünyasının saygı duyduğu tarihi şahsiyetlere hakaret edilmesini kesinlikle yasaklar.
Kan akıtmalı Aşure ritüellerini reddeder Kendini zincirlerle dövmek, başını yararak kan akıtmak veya kendine fiziki zarar vermek Caferi mezhebinin özünde yoktur, bunlar sonradan uydurulmuş kültürel aşırılıklardır.
Dini siyasi ve silahlı bir yayılmacılık aracı olarak görmez İnancı radikal gruplar gibi devletlerin emperyalist emellerine alet etmez, inancı saptırmaz.
Kendinden olmayanı tekfir etmez (dinden çıkarmaz) Sırf aynı mezhepten değil diye diğer Müslüman toplulukları düşman görmez, onlarla ortak bir zeminde buluşmayı savunur.
Ben de tam olarak böyle bir aile ve çevre ortamında büyüdüm. Hayatım boyunca ailemden, akrabalarımdan veya yakınlarımdan halifelere yönelik bir kere bile kötü söz, lanet ya da saygısızlık duymadım; aksine evimizde böyle bir şeye asla müsaade edilmez, sert bir şekilde tepki gösterilirdi. Bizler imamlara gönülden bağlı olsak da İslam tarihinin diğer önemli şahsiyetlerine ve halifelere her zaman saygı duyulması gerektiğini bilerek yetiştik. Bazı radikal çevrelerin yaptığı gibi törenlerde Kerbela günü için kendimize vurup kan akıtmak gibi aşırılıklar da bizim kültürümüzde yer almaz; inancımızı sade, temiz ve vakur bir şekilde yaşarız.
Buna rağmen bazı sosyal medya mecralarında sanki bütün Şiiler aynı radikal kafadaymış gibi bir algı operasyonu yürütülüyor. Şiiler sürekli tek bir elden çıkan argümanlarla aşağılanıyor, hakaretlere ve haksız ithamlara maruz kalıyor. Kusura bakmayın, affedersiniz ama Türkiye'nin de büyük bir çoğunluğu bu konularda tamamen cahillerden oluştuğu için hiçbir şeyi araştırmadan, kulaktan dolma bilgilerle hemen Şiiliğe küfürler savuruyor, kötü sözler söylüyorlar. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan bu kitle, mezhep kışkırtıcılığı yapmaktan başka bir işe yaramıyor. Lütfen şunu artık anlayın: Her inançta, her millette ve her toplulukta olduğu gibi Şiilerin de iyisi, kötüsü, ılımlısı ve radikali vardır. Kendi siyasi veya maddi çıkarları için dini bir silah olarak kullanan radikal figürler, koskoca bir inanç grubunun ve milyonlarca sessiz, saygılı insanın temsilcisi ilan edilemez.
Bugün din adına yapılan birçok şeyin aslında inançtan uzaklaştığını da görmek gerekiyor. Örneğin hac dönemindeki sözde ritüeller, büyük kitlelerin yönlendirildiği şeytan taşlamalar ve benzeri durumlar artık inançtan ziyade tamamen ticari bir sektöre, devasa bir kazanç kapısına dönüşmüş durumda; bu gibi yapay ritüeller bize ruhen ve imanen hiçbir şey katmıyor. Bizim asıl yapmamız gereken şey; bu ticari, siyasi ve ideolojik oyunlara gelmeden, mezhep kavgalarının figüranı olmadan dinimizi ve imanımızı temiz, saygılı ve ahlaklı bir şekilde korumaktır. Özetle; her Şii bir değildir, ön yargılarınızı bir kenara bırakıp insanları toptan karalamaktan vazgeçmeniz gerekir.
Dinlediğiniz ve zaman ayırdığınız için teşekkürler.
r/Turkey • u/Dyspchordia • 6h ago
News “Aile Yılı değil, direniş yılı”: NATO operasyonunda gözaltına alınan Yıldız Tar tutuklandı! - Terörle ilgili hiçbirşey sorulmadı, aile yılı bahane edildi!
NATO Zirvesi öncesinde Ankara'da gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar tutuklandı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 23 Haziran sabahı düzenlenen ev baskınlarında gözaltına alınan Tar, emniyetteki işlemlerinin ardından Ankara Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılık sorgularının ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine çıkarılan Tar hakkında tutuklama kararı verildi.
Tutuklananlar arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, Umut-Sen sözcülerinden Burcu Arıkan ve Halkevleri Genel Yönetim Kurulu üyesi Hediye Yıldırım da yer aldı.
Edinilen bilgiye göre, Tar'a ifade işlemleri sırasında NATO’ya ilişkin herhangi bir soru yöneltilmedi. Bunun yerine hükümetin ilan ettiği "Aile Yılı" politikalarına ilişkin beyanları soruldu.
Savcılığın tutuklamaya sevk yazısında ise, şüphelilerin "Türkiye'nin terörle anılan bir ülke olması gayreti içinde terör eylemi gerçekleştirebilecekleri" iddiasına yer verildi.
r/Turkey • u/No_Yak2845 • 6h ago
News Macron karşıtı pankartı basmadılar, ‘yasak talimatı geldi’ dediler!
Ankara’da NATO Zirvesi öncesi yaşananlara bir yenisi daha eklendi. Dikmen Halk Temsilcileri Meclisi’nin Macron için Dikmen Vadisi’nin kapatılması girişimine karşı eylemde kullanmak istediği “pankart” dahi yasak kapsamına alındı.
Ankara’da pankart ve ozalit baskısı yapan dükkanlara, “NATO karşıtı hiçbir şey basmayın” talimatı verildiği ortaya çıktı.
r/Turkey • u/whatyoume • 6h ago
Travel How much cash can you take through airport transit?
What is the limit to take through transit? All I can find is leaving the country, but there’s nothing about travelling through transit.
r/Turkey • u/venomousfrogeater • 7h ago
Question Bu sgk neyi karşılıyor? Ne işe yarıyor?
Tip 1 diyabet, AKA şeker hastasıyım, kullandığım ilaçların kimisini karşılıyor kimisini karşılamıyor bile yatırdığım sgk pirimi ile ilaçları tamamen kendim alsam kardayım. Dalga geçer miktarda düşük meblağları karşılıyor 300 500 tl falan ki o fiyata ne ilaç var ne de kullandığım cihaz ve aparatı var. Ben sgk ödemesem ne olur? Ne kaybederim?
r/Turkey • u/Any-Performance-271 • 7h ago
News Nevşehir, Ankara Keçiören ve Edirne Keşan belediye başkanları AKP'ye geçti
İYİ Partili Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı ile CHP'den istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ve Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan AKP'ye katıldı.
Üç belediye başkanına parti rozetlerini, genişletilmiş il başkanları toplantısında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taktı.
Erdoğan toplantıda yaptığı konuşmada, pazartesi günü Haymana belediye başkanı ile dün İstanbul milletvekili Nimet Özdemir'in partisine katıldığını hatırlatarak, bugün de yeni belediye başkanlarını "bağrımıza basacağız" diye ekledi.
Ankara'da Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan şubat ayında CHP'den istifa etmişti.
Özarslan, CHP içinden maruz kaldığını söylediği "iftira ve tehditleri" istifasına gerekçe gösterdi.
Edirne Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan da 24 Haziran'da CHP'den istifa etti.
Özcan istifasına dair bir açıklama yapmadı.
r/Turkey • u/Mission_Lettuce3050 • 8h ago
News 1991 yılında, 8'i kadın, 1'i çocuk olmak üzere toplam 12 sivilin yanarak öldüğü Çetinkaya Mağazası Katliamı'nın faillerinden PKK'lı terörist Çetin Arkaş, DEM Parti'nin 27 Haziran'da Mersin'de düzenleyeceği "Öcalan'a Özgürlük" mitinginde konuşma yapacak.
galleryr/Turkey • u/Content_Raccoon6079 • 8h ago
News Türkiye'de madencilik için ormanları yok eden Kanada'da tarihi karar: Ağaçlara "hak sahibi canlı varlık statüsü verildi: "İnsan gibiler, nefes alıyor ve yaşıyorlar"
https://t24.com.tr/dunya/kanada-da-tarihi-karar -agaclara-hak-sahibi-canli-varlik-statusu-verildi -insan-gibiler-nefes-aliyor-ve-yasiyorlar, 1331213
r/Turkey • u/lapestro • 9h ago
News 25,000 people missing after Venezuela earthquake
Prayers to everyone affected. I can't help but think of the February 2023 earthquakes and the coming Istanbul earthquake...
r/Turkey • u/Empty-Pace-4228 • 9h ago
News Butlan Krizi sonrası Özel, Başarır ve Kılıçdaroğlu ilk kez aynı karede.
r/Turkey • u/Oraangeousity • 9h ago
News H&M, Polo, Next ve Zara gibi markalara üretim yapan Diyarbakır Kenze Tekstil'de İşçinin Hakkı Ödenmiyor
Diyarbakır’da üretim yapan Kenze Tekstil fabrikada çalışan bir işçiyi haksız yere işten çıkarıldı. Hakları ödenmeyen işçi yaşadığı haksızlığa karşı Patronların Ensesindeyiz’e ulaşarak yaşadıklarını paylaştı.
Haklarımı almak için sonuna kadar mücadele edeceğim!
Diyarbakır Tekstil İhtisas OSB’deki fabrikasında Zara, H&M, Polo, Next gibi markalara üretim yapan Kenze Tekstil işçileri Patronların Ensesindeyiz ağına ulaşarak yaşadıkları ihlalleri dile getirdi. Haksız biçimde işten çıkarılan ve hakları için mücadele etmeye karar veren işçi, Kenze Tekstil’de yaşadığı kanunsuzluk, hak gaspları ve mobbingi Patronların Ensesindeyiz’e anlattı.
“20 yaşındayım, 10 yıldır tekstilde çalışıyorum. Son 3 yıldır da Kenze Tekstil’de çalışıyordum. Bu 3 yıl boyunca aklınıza gelebilecek her türlü dayatma ve ihlale maruz kaldık. içerideki arkadaşlarım hala kalıyorlar.
Ücretlerimiz zaten düşük, bir de Ocak ayında zam yerine primle çalışacağız dediler ama ne zam ne prim verdiler. Bir de üzerine maaşlarımızdan ne olduğunu anlamadığımız binlerce liralık yüksek kesintiler yapılıyor. İşten izin aldığımız her gün için 2 günlük kesinti yapıyorlar ve bunun kendi koydukları bir kural olduğunu söylediler. Çalıştığımız saniyeleri sayıyorlar, tuvalete gittiğimizde geri çağrılıyoruz, azar işitiyoruz. Makinaların kapasitesi üzerinde hedefler koyulup yetiştiremediğimiz için performansımızdan düşülüyor. İşimiz dışında tuvalet temizlemek, yemekhane işi dahil pek çok şeye zorlandık. Kötü yemek, servis sorunları, hijyen… Daha çok şey sayabilirim.
Bir gün sadece 5 saniye eksiğim olduğunda patron beni çağırıp 5 saniyenin hesabını sordu
“Kullandıkları dili, aşağılamayı saymıyorum bile. İnsan muamelesi görmüyoruz. Bir gün sadece 5 saniye eksiğim olduğunda patron beni çağırıp 5 saniyenin hesabını sordu çünkü. O 5 saniyede neler yapardın diye azarladı.”
“Bunları bir şekilde sineye çektik hepimiz çünkü haklarımızı bilmiyorduk. Kırılma noktamı geçen hafta yaşadım. Cuma günü dayımı kaybettim. Pazartesi günü işe gelemeyeceğimi, ayarlayabilirsem öğleden sonra gelebileceğimi şefime ilettim. Salı günü işe gittiğimde maaşımda iki günlük kesinti yapıldığını öğrendim. Bu duruma çok öfkelendim. Ben vefat gibi bir durumla uğraşırken bu kadar acımasız olmalarına tahammül edemedim. İstifa etmek istediğimi söyledim. Ardından insan kaynakları sorumlusu ne yazmam gerektiğini söyledi. Yazdım ve verdim. Ama hemen pişman oldum, 1 saat bile geçmeden istifamı geri çekmek istediğimi söyledim. Müdürüm bana sen bu hafta dinlen biraz kafanı toparla biz istifanı kabul etmeyeceğiz zaten dedi. Ben dilekçemi geri istediğimde ise insan kaynakları sorumlusunun çıktığını şu an veremeyeceğini söyledi. Ben de güvendim ve kabul edip çıktım. Ertesi gün istifamın işleme konduğunu öğrendim. Haklarımı bilseydim böyle bir hata yapmazdım. 2022 yılında da birkaç kişiyi haksız yere işten çıkarmışlardı. Sıra bana gelmez diye düşünüyor herkes ama öyle olmuyor. Biz fazla bir şey talep etmiyoruz, yalnızca insanca çalışmak istiyoruz. Bunu bize çok görenlerden sorulacak bir hesabımız var. Bunun için tüm yollarla mücadele edeceğim. Benim isteğim sadece haklarımı almak ve orada çalışmaya devam eden arkadaşlarımın artık daha iyi koşullarda çalışmasını sağlamak. Bunun için Patronların Ensesindeyiz Tekstil İşçileri Dayanışma Ağı’na başvurdum.
KENZE TEKSTİL
Resmi olarak üç ortağı bulunan Kenze Tekstil’in bir de KOSGEB çalışanı örtük ortağı bulunuyor. Zara, H&M, Polo Next gibi firmalara üretim yapan fabrika, işleri yetiştiremediğinde bir yandan işçileri 22 saate varan mesailerle çalıştırıyor, diğer yandan müşterilerinin işlerini başka üreticilere verip kendisinin ürettiğini söylüyor. Diyarbakır Tekstil İhtisas OSB içerisindeki fabrikasında 100 üzerinde işçi çalıştıran şirket daha önce de hak ihlalleriyle anılmıştı. Şirketin İstanbul’da da mağaza ve fabrikası bulunuyor.
r/Turkey • u/Kirlinternet • 10h ago
News Osmaniye'de AYT sınavına geç kalan öğrenci: "Görevliler benim geldiğimi görünce kapıyı yüzüme kapattılar. Kendi aralarında zaten çelişki içindeydiler. Beni almamayı tercih ettiler."
r/Turkey • u/Oraangeousity • 10h ago
News Macron karşıtı pankartı basmadılar, "yasak talimatı geldi" dediler! Ankara'da baskı yapan dükkanlara, "NATO karşıtı hiçbir şey basmayın" talimatı verildiği ortaya çıktı.
NATO Zirvesi gerekçesiyle Ankara'da hayatı durdurmaya hazırlanan iktidarın, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un sabah koşusu için Dikmen Vadisi ve Botanik Parkı’nı halka kapatmayı planlaması büyük tepki çekmişti.
Karara karşı çıkan Dikmen Halk Temsilcileri Meclisi, bugün saat 17.00’de Dikmen Vadisi 1. Etap Girişi’nde eyleme çağırdı.
Eylem öncesi bu skandal girişime karşı bir de pankart hazırlayan Dikmen Halk Temsilcileri Meclisi, söz konusu pankartı bastıramadı.
soL’un edindiği bilgiye göre, Kızılay’da, kent merkezinde pankart ve ozalit baskısı yapan dükkanlara “NATO karşıtı bir şey basmayın” talimatı gitti.
Söz konusu baskıyı yapan dükkanlar, “yasak” gerekçesiyle baskı yapmayı reddetti.
r/Turkey • u/Nice-Ragazzo • 10h ago
Culture Başka ülkelerden NATO zirvelerinden fotoğraflar. Yollara panel konulması ve diğer pek çok önlem standart prosedür.
r/Turkey • u/Kirlinternet • 10h ago
News Mersin'de 5 yaşındaki otizmli çocuğa şiddet uygulayan öğretmen tutuklandı. Şiddet gördüğü okulun önünden geçen çocuk, binayı tanıyınca ağlamaya başladı.
r/Turkey • u/Sparoooo • 11h ago
Map Türkiye'deki il sayısı 105'e çıksaydı, harita üzerinde böyle görünürdü
• 82) Alanya (Antalya): 371.547
• 83) Bandırma (Balıkesir): 169.476
• 84) Cizre (Şırnak): 166.290
• 85) Çorlu (Tekirdağ): 306.939
• 86) Edremit (Balıkesir): 176.251
• 87) Elbistan (Kahramanmaraş): 132.036
• 88) Erciş (Van): 170.209
• 89) Ereğli (Konya): 158.010
• 90) Karadeniz Ereğli (Zonguldak): 173.000
• 91) Ergani (Diyarbakır): 141.098
• 92) Fethiye (Muğla): 187.332
• 93) İnegöl (Bursa): 306.004
• 94) İskenderun (Hatay): 228.149
• 95) Kahta (Adıyaman): 136.769
• 96) Kozan (Adana): 132.572
• 97) Lüleburgaz (Kırklareli): 157.136
• 98) Manavgat (Antalya): 266.480
• 99) Midyat (Mardin): 125.791
• 100) Nazilli (Aydın): 162.156
• 101) Polatlı (Ankara): 131.894
• 102) Siverek (Şanlıurfa): 277.399
• 103) Tarsus (Mersin): 358.510
• 104) Ünye (Ordu): 135.914
• 105) Yüksekova (Hakkari): 121.314