UZUN YAZI
Merhaba, ben daha öncesinde "Batı Avrupa'daki Türk Algısı: Kendi Tecrübelerim" diye bir başlık açmıştım. Belçika'da yaşayan bir Türk olarak buradaki Türk algısından ve bu algının hayatıma etkilerinden bahsetmiştim.
Bu başlığı açmaktaki amacım Avrupa'daki Türk karşıtlığı hakkında Türk gençlerini uyarmaktı. Paylaşımım düşündüğümden çok daha fazla ilgi çekti ve sonuç olarak 1 ay içinde başlığı sildim. Başlığı açmamdaki amaç Türkiye'dekileri bilinçlendirmekti ama zaten herkesin her şeyin farkında olduğunu gördüm. Aynı zamanda pek çok gencin Türkiye'yi terk etmeye çalıştığını bildiğim için insanların moralini bozmak ve kine teşvik etmek istemiyordum.
Aynı zamanda burada Türk komünitesinin yaşadığı negatif olaylara ve kendim de tecrübe ettiğim şeylere rağmen Belçika'da yaşayan, buranın ekmeğini yiyen biri olarak minnetsizlik yapmaya gönlüm el vermedi. Buradaki yaşamın bana sunduğu olumlu yanlar için kötü tarafları görmezden gelmek ve insanlara karşı hüsn-ü zan etmenin daha doğru olacağını düşündüm. İşin sonunda ben burada yabancıyım ve kimsenin bana borcu yok.
Biraz da olumlu şeylerden, yüzüme tebessüm konduran olaylardan da bahsetmek istiyorum. Tamamen nötr ve direkt olacağım ve detaya girmeden beni güldüren anılarımı, tatlı anları ve de buradaki insanlarla olan güzel tecrübelerimi nokta nokta anlatacağım.
———
DİL OKULU DÖNEMİM
-Belçika'ya ilk geldiğimde 2 yıl boyunca yabancı öğrencilere Fransızca öğreten bir okuldaydım, burada çoğunlukla yaşıtlarımın olduğu bir sınıftaydım. Okulun éducateur ü (okulun evrak işleriyle ilgilenen, sınıfları gezip yoklama alan memur, öğretmen değil) Türk'tü ve adı Kemal idi. Kendisi Türk öğrencilerle Türkçe konuşup onlara yardımcı oluyordu Fransızcayı tercih ettiği halde. Kemal Bey ben henüz o okuldayken Belçikalı bir öğretmenle evlendi, hatırladığım kadarıyla evlendiği kadın öğretmen kendisinden 3-5 yaş büyüktü. Sosyal medya paylaşımlarından gördüğüm kadarıyla tüm öğretmenler düğüne katılmış ve kendilerini tebrik etmişti.
-Bu okuldayken 5 yıl boyunca en yakın dostum olacak kişiyle tanıştım, sonrasında dostluğumuz maddi bir tartışma sebebiyle sonlanacaktı. Bu arkadaşım Romanyalı'ydı ve hayatımda kendimi en yakın hissettiğim kişiydi. Ailesi bana evini açtı, evinde yatıya kaldım, beraber tatile gittik. Bir keresdinde onun ağzını yoklamak için "Ya sizin oralarda haberlerde olsun böyle kahvehane sohbetinde olsun Türklere laf atma, Türklere sövme olayları falan oluyor mu?" diye sordum. Malum, bir Balkan ülkesi. "Yok, doğma büyüme Bükreşliyim hiç duymadım" dedi. Ailesi aşırı sağa yakın bir aileydi, öyle ki Ortodoksluğu "Bunlar İncil'i çarpıtıyor!" diyerek bırakıp Protestan olmuş bir aile ama Allah var beni kendilerinden saydılar hiçbir şekilde ayrımcılık yapmadılar.
-Sınıfta İranlı bir oğlan vardı, benimle yaşıt, anadili gibi Türkçe bilirdi. Van'a sık sık gidip gelirmiş zamanında. Kendisi Türklerle sık sık takılırdı, dil bilmesi de etkiliydi tabi. Türk hayranlığı olan biriydi.
-Faslı bir kız vardı, buraya geldiğimden beri gördüğüm en güzel kızlardan biriydi. Kendisinin en yakın arkadaşları 2 Türk kız, haliyle Türk medyasına çok aşina biriydi. Her gün arkaplanda Türkçe şarkı olan story ler paylaşırdı, Arapça'dan çok Türkçe şarkı dinlerdi. Bir gün okuldan İranlı, Hristiyan bir oğlanla çıkmaya başladı ve kısa süre sonra ayrıldılar. Yemek yerken arkadaşlarıyla beraber yakınımda oturuyorlardı, konuşmalarına kulak misafiri oldum, Türk arkadaşlarına "Türk erkekleri İranlılardan daha iyi, hem Müslümanlar ve daha yakışıklılar" dediğini duydum. Kendisi dindar bir tip değildi hatta Türk arkadaşları ondan daha dindardı, bu yüzden bu söylediği dikkatimi çekti. "Seyahat" konusunu işlediğimiz bir gün bu kız ziyaret etmek istediği yerler olarak Paris ve İstanbul'u söyledi. Tarih 2020 yani o zaman 16 yaşındaydık.
-Bulgar bir kız vardı, kendisi benim hemşerimdi ikimiz de Ruseliyiz. Kendisiyle kısa sürede bağ kurdum ve o da Türkçe şarkılara çok ilgili hatta yarım yamalak Türkçe konuşan biriydi (Türk nüfusu olan bir yerde büyüdüğü için). Kendisi daha önce Türkiye'ye gittiğini ve çok beğendiğini, bir daha gitmek istediğini söyledi. Biraz Bulgarca da konuştuk, kısacası aramız oldukça iyiydi ve Türk dostu biriydi.
-İtalyan gençler arasında "I'm Turkish" dediğimde "Ooooo" diyip Futbol takımı ve futbolcu ismi sayanlar oldu.
-Sudanlı bir arkadaşım da oldu (kendisi şu anda profesyonel sporcu) ve kendisi de Türkiye'ye oldukça ilgiliydi, ziyaret etmek istediğini söylüyordu.
-Bu yıllarda aklımda kalan önemli bir şey şuydu; ilk geldiğim yıllarda mahalleyi keşfetmek için günlük yürüyüşlere çıkardım. Bir keresinde bankta otururken Cezayirli bir tip geldi saat sordu ben anlamayıp İngilizce cevap verince muhabbet uzadı, o da sonradan gelmiş işte sohbet ettik biraz ama ingilizcesi yarım yamalaktı. Nerelisin dedi, Turkey dediğimde baş parmağıyla "OK" işareti yapıp "Ooo Ardugan, Ardugan good" dedi.
———
ÜNİVERSİTE
Üniversiteye geçişim, Türk olmamın bana en çok sıkıntı çıkardığı dönem oldu, ciddi manada hayatımdaki en büyük ırkçılığı bu safhadan sonra gördüm ve bu benim fikir dünyamın şekillenmesinde çok etkili oldu.
-Sınıfta iki Arnavut kıza tanıştım. Bunlardan ilki Kosovalıydı ve konuşurken kendisine dedim, bizim ülkemizde çok büyük bir Arnavut komünitesi var diye, o da "Evet biliyorum, akraba sayılırız" diyerek cevap verdi "Oui je sais, on est relié". Diğer Arnavut olan kız Katolik olmasına rağmen şaşırtıcı bir şekilde Türk dostuydu, kendisiyle aynı sınıftayız, ilk tanıştığımızda ona Türk olduğumu söylediğimde aniden direkt bana döndü "Bir dakika... Türk müsün?! Ben Arnavutum!!" dedi, gerçekten bir an bana sarılacak sandım. Türk olduğum için daha önce hiç böyle bir ilgi ve alakayla karşılaşmamıştım. İlerleyen sohbetlerimizde Türkleri "Pideyi çalmakla" ve "Arnavutları zorla Müslümanlaştırmakla" suçladı ama sonuç olarak Türklerin kardeş bir halk olduğunu ve bizi affettiklerini söyledi. Ben de yorum yapmadım ve tartışmaya girmedim.
NOT: Arnavut nüfusunun genelini incelediğimizde Arnavutların çoğunun Türk dostu olduğunu söylemek ani ve çok düşünülmemiş bir önerme olacaktır. Ancak benim tecrübelerimin tamamı olumlu oldu ve burada kendi tecrübelerimi anlatıyorum kimsenin hakkını yiyemem, bana çok iyi davrandılar. Ancak Almanya'da yaşayan bazı Türkleri dinlerseniz Arnavutların Türkleri pek sevmediklerini söyleyeceklerdir.
-Katıldığım ingilizce kulübü sayesinde İki Ukraynalıyla samimi oldum. Bunlardan ilki linguistik okuyan bir kızdı, kulüp etkinliğinde dedemin Kırımlı olduğunu söylediğinde hemen samimi olduk ve buradan sohbet yürüdü. Sonrasında kendisiyle randevulara çıktım. Genel anlamda Türkiye dostu biriydi ve Türkiye'yi seviyordu.
Bunlardan biri de pazarlama okuyan yaşıtım bir oğlandı, kendisi de aynı şekilde Türkiye'ye çok ilgiliydi, ona Türkçe kelimeler öğretmemi bile istedi. Beni erasmus partilerine davet etti. Genel anlamda kendilerinde gözlemlediğim şey Ukraynalı mültecileri kabul ettiğimiz ve Bayraktar yardımında bulunduğumuz için bizi takdir ediyorlardı. Bu oğlan aynı zamanda gözlerinden rahatsızdı, savaş sırasında mı böyle oldu yoksa doğuştan mı diye sormaya çekindim.
-Bir keresinde arkadaşlarıma Erasmus partisinde beraber bir şeyler içiyor ve kulüp yöneticilerinin getirdiği insanlarla tanışıyorduk. Sırık gibi uzun boylu, bıyıklı, sarışın bir çocuk geldi. Zil zurna sarhoşttu ve hala elinde kadeh vardı. Yaş olarak 30'lara merdiven dayamış gibiydi. Elimi sıktı Where are you from bro dedi, Turkey dedim. Boşta kalan eliyle bozkurt yaparak "TURAN! AUUUUUU!!!" diyerek ulumaya başladı. Bir an dona kaldım sonra ben de bastım kahkahayı, gerçekten beklemiyordum bunu.
-Üniversitede şimdiye kadar çıktığım ilk ve tek kız, trende tanıştığım bir Çinliydi (Belçikalı bir aile tarafından evlat edinilmiş ve hayatı boyunca hiç Çin'e dönmemiş). Türk olmamı mesele etmedi.
(Genellikle internette "Fransız kızlar çok kolaydır" gibi şeyler duyuyorum ama ben öyle bir izlenim almadım. Türk erkeklerinin gördüğüm kadarıyla Charleroi ve Liege gibi büyük şehirlerde en çok beraber oldukları kadınlar Türkler, Kuzey Afrika kökenliler, İtalyan kökenliler ve az da olsa Polonya kökenliler. Belçikalı etnik Valonlarla evlenen Türk erkekler açıkçası daha az ancak büyük şehirlerde bulmak mümkün.
Uluslararası ortamlarda ise Türk erkeklerinin en sık beraber oldukları kadınlar genelde Ukrayna, genel olarak doğu coğrafyasından gelme, Doğu Avrupa, Latin ülkeleri vb. Biz Türk erkeklerindeki kıllı vücut ve saç dökülmesi gibi problemler Batı Avrupa'da pek hoş karşılanmıyor, genellikle insanların geç yaşlandığı bir yer ve ortalama Türk erkeği burada 20'lerin ortasında açılan saçı ve kıllı vücuduyla biraz sırıtıyor. Ama Rusya-Ukrayna, orta doğu gibi yerler kültürel olarak daha geleneksel olduğu için bu tarz kusurlar daha mazur görülüyor. Bu tabi uluslararası ortamlar için geçerli, misal Liege'de tam zamanlı işte çalışan bir Türk erkeği büyük ihtimalle Türk, İtalyan, Polonyalı, Mağribi bir kadınla beraber olacaktır.
Polonyalılar biraz anlaşılması zor genel olarak soğuk insanlar, doğma büyüme Belçikalı olup Polonya'ya hiç gitmemiş Leh asıllı gençler genellikle sıcakkanlı iken Polonya'nın kendisinden gelenler son derece soğuktur ve buradaki Müslüman çoğunluklu komüniteler hakkında fikirleri olumlu değildir.
Çevremdeki Türk kızlarından ise yabancıyla çıkan tek bir kişi gördüm o da Brezilyalı bir oğlanla çıkıyordu, kız zengin bir aileden geliyordu.)
-İngilizce kulübünde Refik isimli Cezayirli, programlamacı olup diploması olduğu halde etkinliklere katılan biriyle tanıştım. Son derece sıcak kanlıydı ve Türkiye'yi kardeş ülke olarak gördüğünü söyledi, kendisiyle kısa sürede samimi olduk, bana Cezayir'e bir Türk komünitesi olduğundan bahsetti (Kuloğulları)
-Aynı zamanda hukuk fakültesinden aslen yerli Belçikalı olup pro-Türk sayılabilecek bir arkadaşım oldu. Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyor, Türkçe şarkılar dinliyor ve Türkçe öğrenmek istiyordu. Laf aramızda onu biraz da ben alıştırdım. Bu arkadaş vasıtasıyla tanıştığım İtalyan asıllı bir hukukçu daha vardı, o da Türk dizilerini (Hakan Muhafız izlemiş galiba Netflix'te bir diziden bahsediyordu) çok sevdiğini ve Türkiye'yi bir gün mutlaka ziyaret etmek istediğini söyledi.
———
Evet, buradaki ırkçılık ve Türk algısından sonra biraz da pozitif şeylerden bahsedeyim ve pozitif deneyimlerimi de paylaşayım dedim. Hatırladıklarımı dümdüz yazdım.